24 Mart 2012 Cumartesi

Kadere İnat

Bugün dükkana orta yaş üstü bir bayan geldi. sehpaları sormaya diye girdi. Birden sohbet kendisinden açıldı.
Kadıncağız bir başladı anlatmaya 15 dakikada özet geçtiği hayatı beni öylesine etkilediki.
İtalyanlarmış, ailesiyle Türkiye'ye geliyorlar. babası ölüyor annesi onu terkediyor. genç kızlık çağında annesi terketti diye  akıl hastanesinde tedavi görüyor. çıkıyor sokaklarda kalıyor. allaha sığınıp kuran öğreniyor müslüman oluyor . dinimizi en ince ayrıntısına kadar öğreniyor. aç kalıyor sokaklarda yatıp kalkıyor. sonra dini öğretmeye başlıyor. gittiği yerde bunlara ateş ediliyor. ve çene altından beyne giden bir kurşun gelsede kendine. o kurşunla yaşama tutunmuş. yani kafasında bir kurşunla hayat devam ediyor. bütün organlarını bağışlamış oda yetmemiş ve kadabra olarak ta bağışlamış. Ciğerinin bir parçasını ihtiyacı olan bir çocuğa veriyor. Ve bu kadar şeye rağmen hala gülümsüyor ve yaşama o kadar sıkı sıkıya bağlanmışki..Adeta hayata meydan okuyor..
Doğrusu kendimden utandım. Akşama kadar aklıma takılıp kaldı...  

14 Mart 2012 Çarşamba

Kendime Küfredesim var

Kendime kızgınım, yapmadığım şeyler için kendime olan öfkem içimi yakıyor. Ertelediğim yada yapamadığım şeyler bir gün zaman gelecek ve karşıma çıkacak diye düşünmemiştim hiç.
Hayat sevdiklerinizle, eşinizle dostunuzla, paylaşılsada bazan öyle bir an geliyorki bir çıkmaz yada yol ayrımı işte o zaman yalnızsınız. tek başınıza zorlukların üstesinden gelmelisiniz. bir çıkar yol bulmalısınız. 
hayatı başkaları için yaşamak kendini ikinci plana bazan üçüncü plana yada bazen planların içinde bile olmamak sizi an gelir yere mıhlayabilir işte.
Bir yola çıkarsınız evlenirsiniz mutlusunuzda, birşey istediğinizde hayır denilsede zorunuza gitmez. bir başka istediğiniz bir şeyde denersiniz şansınızı yine boşver, ne gerek var cevabı gelir. yada hayır cevabı. yine ertelersiniz isteğinizi bir başka bahara. nerden bileceksinizki oysa o bahar hiç gelmeyecek. Karşı taraftan anlayış beklersiniz, seviyorsunuz çünkü elbet birgün evet diyecek size nasılsa, kalbini kırmaya gerek yoktur sizce...
 bana göre insanın birşeyi yapmayı istemesi bile başlı başına yeterlidir. istiyorsa yapmalıdır.öyle deyilmiş geç olsada anladım... demekki, insan diretmeli istemeli hayırı cevap olarak kabul etmemeli... 
siz ertelersiniz yapacaklarınızı yada isteklerinizi, ama hayat  dört nala koşar önünüzden,
  Artık isteklerinizinde bir önemi yoktur.. yapmalıydınız zamanında. şimdi kendinizede kızsanızda, küfretsenizde artık iş işten geçmiştir.... geçmiş olsun

10 Mart 2012 Cumartesi

Mutsuzluk Sendromu

Çok tuhaf hissediyorum. Hayat Bir garip yada biz garip bakıyoruz bilmiyorum. Etrafıma Bakıyorum da kimsede bişey kalmadı sanki. Mutluluk dediğimiz şeyse nereye gitti bulamıyorum. Çocukken ne kadar mutluyduk oysa. Zaman çok uzun gelirdi, neler yapmazdık gün boyunca. Oysa şimdi göz açıp kapayana kadar akşam oluyor ve yetiştiremiyoruz hiçbir şeyi. haftalar koştururcasına geçiyor. Ömür gerçektende kuru bir yaprağın ateşte yanması kadar hızlı bitiyor. Oysa 18 yaşına girmeyi ne kadar çok beklemiştim. 18 yaşından sonrası ise ne çabuk bitti. Şimdi ise hiç bir şeyi yetiştirememekten şikayetçiyim.. Hayat gerçekten de boş ve anlamsız anlamlı olan şeyler ise şu hayat gailesi içinde bir köşede unuttuğumuz, bıraktığımız, bakmaığımız şeyler..
Herkesin sıkıntısı, derdi, tasası var, bir mutsuzluk sendromu sarmış hepimizi.. silkinmek ve bu ataletten kurtulmamız lazım. Birgün unuttuğumuz şeyleri hayat acımasızca bize hatırlatmadan bizim hatırlamamız lazım. İçimizeki, özümüzdeki güzellikleri yeniden yeşertmeliyiz. Dünyaya daha güzel bakabilmek. ve Çocuklarımıza daha güzel şeyler bırakabilmek için..